RAMAZAN TOPCAN
RAMAZAN TOPCAN
haberkaradeniz@hotmail.com
SABIR DA NASIL?
03 Mart 2017, 10:18






SABIR DA NASIL?

Başımıza gelen her türlü olayları sükûnet ve suhuletle karşılamak, bela ve musibetlere sabır ve teslimiyet göstermek dinimizin bizlere öğretisidir. İnsanın elinde olmadan başına gelen ve büyük üzüntülere sebeb olan musibetlere karşı koymak, bunların üstesinden gelmek diye anlayacağımız sabır, Mü’minlerin en mühim vazifelerinden biridir.

Yüce dinimiz, musibetlerin gelmemesi için önceden tedbir alınmasını emreder. Mesela, hastalık karşısında sabretmek bir vazife ve aynı zamanda büyük mükâfattır. Bu doğru. Ancak hastalığa sebeb olacak unsurları izale etmek de en az sabretmek kadar bir vazifedir. Hastalığa sebeb olacak şeylerle bilerek ve isteyerek meşgul olmak manen mesuliyet gerektirir.

Bu gün dünyanın birçok yerindeki Müslümanların çektiği sıkıntı ve ızdırapların altında hak ve hakikatten ayrılmaları vardır. Yüce Rabbimizin emir ve yasaklarına karşı muhalefetleri vardır. Adaletin varlığı, can ve mal güvenliği, maddî ve manevî sahada güç ve kuvvetli olmaya bağlıdır ki, bunun da yolu çalışmak, azmetmek ve gayretten geçer.

Cenab-ı Hak, Enfâl suresi 60. ayet-i kerimede mealen şöyle buyurmaktadır:

“Düşmanlarınızı caydırmak için olanca gücünüzle kuvvet hazırlayın..”

Bu ayet-i kerime bütün İslam ümmetine hitap etmektedir. Düşmana karşı zamanın icabına göre kuvvet hazırlamak imanî ve kur’anî bir vazifedir, gerekliliktir. Düşmanın kötülüklerini def etmek, saldırganlığını engellemek için yeteri kadar kuvvet sahibi olmak esastır. Aksi halde namus ve izzetimizi, vatan ve milletimizi koruyup muhafaza edemez, perişan oluruz. [Allah korusun inşaallah] Nitekim Peygamber [s.a.v.] Efendimiz, bu ayet-i kerimenin tefsirini yaparken şöyle buyurmuşlardır:

"Ey Ashabım! Dikkat edin! Kuvvet; atmaktır, kuvvet; atmaktır, kuvvet; atmaktır.”

Kur'an'da şiddetle önerilen sabır, Müslüman toplumlarda üzülerek ifade edeyim ki yanlış anlaşılmaktadır. Kur’an’daki anlamının çok dışında kullanılmaktadır.

Sabretmek; haksız yere mahkûmiyete, hakarete, miskinliğe, zillete, aşağılanmaya, dövülmeye, sövülmeye razı olmak değildir.

Sabretmek; haksız tecavüzlere, insan onuruna gölge düşürecek saldırılara katlanmak, bunlara karşı sessiz ve pasif kalmak değildir. Zira meşru olmayan şeylere karşı sessiz kalmak, o davranışa ortak olmak demektir.

Sabretmek; katlanmak değil, direnmektir.

Sabırlı olmak; güçsüz olanın güçlü karşısında hakkından vazgeçmesi olarak anlaşılmıştır. Bunun tabii bir sonucu olarak da bu gün Müslümanlar, zulme seyirci kalmış, haksızlıklara karşı rıza göstererek boyun eğmişlerdir. Her türlü kötülüğe ve fitneye karşı sessiz hale getirilmişlerdir. Netice İslamî kimliğin ya da sembollerin ayaklar altına alınmasına dahi tepki veremez hale gelmişlerdir.

Sabır; yukarda saymaya çalıştığım kötülüklerle mücadele etmektir. Kötü ve kötülüklere karşı çıkmaktır.

Sabır; bir hakkı savunmak, yüceltmek ve korumak için çaba göstermektir, kararlı olmaktır.

Müslümanlar arasında; “sabretmek”; çoğunlukla sineye çekmek, ses çıkarmamak, karşılığının verilmesini ahirete bırakmak veya Allah'a [Azze ve Celle] havale etmek şeklinde anlaşılmıştır. Oysa Kur'an'da sabrın en önemli anlamı; karşılaşılan zorluk ve musibetler karşısında dayanmak ve kararlılık göstermektir. Aklın ve dinin gösterdiği yolda sebat etmektir, kararlı olmaktır.

İnsanın kendi gücü ve iradesiyle üstesinden gelebileceği kötülüklere katlanması sabır değil, acizliktir, tembelliktir, korkaklıktır.

Konu hakkında Kur’an-ı Kerimden birkaç ayet-i kerimeyi dikkatlerinize sunmak istiyorum:

"Andolsun sizi korku, açlık, mallarınızdan, canlarınızdan ve ürünlerinizden eksiltmekle deneriz, sabredenleri müjdele." (Bakara suresi/ 155)

"Senden önce de resuller yalanlanmıştı. Yalanlanmalarına ve eziyet edilmelerine rağmen sabrettiler, nihayet onlara yardımımız yetişti. Allah'ın kelimelerini (yardım vaadini) değiştirebilecek kimse yoktur. Sana da resullerin haberinden bir parça geldi." (En'am suresi/34)

"Andolsun biz sizi deneyeceğiz ki içinizden cihad edenleri, (güçlüklere) sabredenleri, sözlerinde doğru olup olmayanları bilelim." (Muhammed suresi/31)

Allah [Azze ve Celle], zulme uğramış, mağdur ve mazlum toplumların içinde bulundukları durumdan ancak sabrederek ve direnerek kurtulabileceklerini bizlere beyan buyurmuştur. Direnmeden sabır olmaz.

Sabır, bütün peygamberlerin ortak özelliklerindendir. Peygamberler, sabrın en büyük örnekleridir. Hz. Âdem’den günümüze gelmiş geçmiş hemen bütün peygamberler Allah`ın [Azze ve Celle] dinini tebliğ ederlerken çeşitli sıkıntılara uğramışlar, eziyet görmüşler, yurtlarından çıkarılmışlar, zindanlara atılmışlardır. Bütün bu sıkıntı ve ızdıraplar karşısında umutları kırılmamış, dirençleri azalmamıştır. Daima sabırla olayların üstesinden gelmeyi başarmışlardır. Aslında O yüce önderleri başarıya ulaştıran şey de işte budur.

Selam ve dualarla…

Ramazan TOPCAN

Balıkesir İl Müftü Yardımcısı

Bu yazı 8670 defa okunmuştur.

Tüm Fotoğraflar    

  13.12.2019
 

13.12.2019..

İzlenme: 1

   
  12.12.2019
 

12.12.2019..

İzlenme: 6

   
  11.12.2019
 

11.12.2019..

İzlenme: 18

   
  10.12.2019
 

10.12.2019..

İzlenme: 21

   
RAMAZAN TOPCAN RAMAZAN TOPCAN
RAMAZAN-I ŞERİF, KUR’AN-I KERİMLE YÜZLEŞMEKTİR
Azmi KANDEMİR Azmi KANDEMİR
RİZE VE RİZELİYİ SEVEN BİR REKTORA İHTİYAÇ OLDUĞUNU BASINDAN ÖĞRENDİM
Orhan Yazıcılar Orhan Yazıcılar
RİZEYE: RİZEYİ VE RİZELİYİ SEVEN BİR REKTÖR LAZIM!...
reşat tula reşat tula
ORDU’DA HARAÇ DÜZENEĞİ Mİ VAR?
B.ALİ KAVALCI B.ALİ KAVALCI
ALMANYA ACI VATAN ADAMA HİÇ GÜLMEYİ

  •  
  •  
  •  

  • Bugün haber eklenmedi.

  • Son 7 gün haber eklenmedi.

  • Bu ay haber eklenmedi.

Tüm videolar